15 Kasım 2011

OKUL SAĞLIĞI PROJESİ

        Sağlığın Teşviki ve Geliştirilmesine yönelik İlimiz Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan "Okul Sağlığı Projesi" kapsamında okul eğitimleri 15 Kasım 2011 tarihinde başlanmıştır. İlköğretim 1. sınıf öğrencilerini kapsayan okul sağlığı projesindeki amaç; öğrencilere sağlıklı beslenme, el hijyeni ve diş sağlığı konularında bilgilendirmektir. Eğitim Şube Müdürlüğü, Toplum Sağlığı Merkezi ve Obezite Birimi çalışanlarından oluşan ekipler tarafından eğitimler düzenlenmektedir. Eğitimler 13 Aralık 2011 tarihine kadar devam edecektir.

          Söz konusu projenin başlangıcı İlimiz Gazi Osman Paşa İlköğretim Okulu Konferans Salonunda yapılmıştır. Eğitim sonunda öğrencilere broşür, süt ve meyve dağıtımı yapılmıştır.

15 KASIM 2011 Gazi Osman Paşa İlköğretim Okulu













16 Kasım 2011 TOKİ İlköğretim Okulu-Yeşilova İlköğretim Okulu





17 Kasım 2011 Yeşilbağ İlköğretim Okulu



 

18 Kasım 2011 Gülbahar Hatun İlköğretim Okulu




21 KASIM 2011 Halil Rıfat Paşa İlköğretim Okulu




23 KASIM 2011 26 Haziran İlköğretim Okulu




25 KASIM 2011 600 Evler İlköğretim Okulu



28 KASIM 2011 Ülkü İlköğretim Okulu



30 KASIM 2011 Ali Osman Tepe Kardeşler İlköğretim Okulu

01 ARALIK 2011 İbni Kemal İlköğretim Okulu





02 ARALIK 2011 Fatih İlköğretim Okulu



05 ARALIK 2011 TOBB İlköğretim Okulu



06 ARALIK 2011 Vakıfbank Namık Kemal  İlköğretim Okulu


07 ARALIK 2011 Vali Mehmet Özgün İlköğretim Okulu




08 ARALIK 2011 Yeşilırmak İlköğretim

09 ARALIK 2011 Şehit İbrahim Doğan İlköğretim Okulu







12 ARALIK 2011 100. Yıl Zeki-Sıtkı-Lütfü Akbay İlköğretim Okulu

HALK EĞİTİM MERKEZİNDEKİ KURSİYERLERE OBEZİTE EĞİTİMİ

14-21 Kasım Dünya Diyabet ve Obezite Haftası kapsamında Obezite Birimi tarafından İlimiz Halk Eğitim Merkezindeki kursiyerlere yönelik 14 Kasım 2011 günü "Obezite" konulu eğitim düzenlenmiştir. Obezite Birimi Sorumlusu Diyetisyen Emel ÇELİK yaptığı eğitimde obezitenin tanımı, nedenleri, saptanması ve tedavi yöntemleri konularına değinmiştir. Ayrıca eğitime katılan kursiyerlere BKİ çarkları ve konulu ile ilgili broşürler dağıtılmıştır. Eğitime toplam 39 kişi katılmıştır.


3 Kasım 2011

KURBAN BAYRAMINDA SAĞLIKLI BESLENME

         Kurban bayramında bayramların vazgeçilmezleri şeker, çikolata, şerbetli hamur tatlıları gibi yiyeceklerin yanı sıra et tüketimi de artmakta ve bunun sonucunda da sağlık sorunları oluşabilmektedir. Bu nedenle tatlı ve et tüketiminde özellikle kalp-damar, diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları bulunan kişilerin ve yüksek risk grubunda bulunan çocukların ve yaşlıların dikkatli olmaları gerekmektedir.

        Etin Beslenmemizdeki Önemi Nedir?
        Etler, beslenmemizde önemli yer tutarlar. İyi kalite protein içerdiği ve protein oranı yüksek olduğu için en önemli protein kaynaklarımızdan biridir. Özellikle protein gereksiniminin arttığı, hızlı büyümenin olduğu bebeklik, çocukluk dönemlerinde diyette mutlaka yer alması gerekir. Etler, C ve E grubu vitaminleri ile kalsiyum dışında başta B12 vitamini, demir, çinko olmak üzere mineraller açısından da oldukça zengindir. Özellikle ette bulunan demirin vücutta kullanılabilirliği oldukça yüksek olduğundan demir eksikliği anemisini önlemede önemli yeri vardır.
     Etin bileşiminde, protein, yağ, mineraller ve vitaminler bulunur. Protein ve yağın etteki oranı etin yağlı ve yağsız oluşuna göre değişir. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksektir. Etin kendisi protein içerdiği için suyundan ziyade kendisi yenilmelidir.
     Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için koroner arter hastalığı, diyabet, hipertansiyon gibi hastalığı olanlar kırmızı yağlı et yerine derisiz beyaz eti (tavuk, hindi) ve balıketini tercih etmeli, Kurban Bayramı'nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, kısıtlı miktarlarda tüketmeli ve aşırıya kaçmamaya dikkat etmelidirler.

        Etlerin Pişirilmesinde ve Saklanmasında Nelere Dikkat Etmeliyiz?
       Kurban Bayramında beslenme konusunda etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme yöntemleri de önemli yer tutar. Ayrıca kesilen etlerin korunması ve saklanması insan sağlığı açısından çok önemlidir. Etlerin pişirilmesinde ve saklanmasında şu konulara dikkat edilmelidir:
       Etin pişirilmesinde ızgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilmeli, kızartmalardan kaçınılmalıdır.
       Çok yüksek ısı, etin dış yüzeyinin yanmasına ve su kaybının fazla olmasına yol açarak besin öğesi kaybını artırır. Ayrıca çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma yöntemi çeşitli "kanserojen maddelerin" oluşumuna neden olabileceği için tercih edilmemelidir.
       Etlerin tek başına değil de sebzelerle birlikte pişirilmesi veya tüketilmesi, besin çeşitliliğinin sağlanması açısından sağlıklı bir yöntemdir.
       Etle yapılan yemeklere yağ eklenmemeli, kendi yağı ile pişirilmelidir.
      Etler ızgarada pişirilirken, etle ateş arasındaki uzaklığa dikkat edilmeli, eti yakmayacak şekilde ayarlanmalı.
      Etler sindirimi zor olan besinlerdir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede hem de sindirimde zorluğa yol açar. Bu nedenle özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra, sağlıklı pişirme yöntemiyle pişirerek tüketmelidir. Böylece et daha kolay pişecek, daha kolay sindirilecek ve daha lezzetli olacaktır.
       Etlerin hazırlanmasında etler ve diğer besinler için ayrı bıçak ve doğrama tahtaları kullanılmalıdır.
       Kurban etleri, günlük pişirilecek miktarlarda olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kağıda sarılmalı ve buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler, buzlukta -2 derecede birkaç hafta, -18 derece derin dondurucuda ise daha uzun süreyle saklanabilir.
     Etler kolaylıkla bozulabilen potansiyel riskli besinlerdir. Çözünen et hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır.
     Dondurulmuş etler uygun yöntemlerle çözdürülmelidir. Derin dondurucuda saklanan etin buzdolabının sebzelik kısmının üstüne konularak çözünmesi beklenebilir. Etler oda sıcaklığında bekletilerek çözdürülmemelidir.

      Bayramda Nasıl Beslenmeliyiz?
      Metabolizmanın düzenli çalışması için günlük öğün sayısı en az 3 ana ve 2 ara öğün olacak şekilde düzenlenmeli ve öğün atlanılmamalıdır.
      Öğünler içinde en önemlisi sabah kahvaltısıdır. Bu nedenle güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalıdır.
      Besinler küçük lokmalar halinde, iyi çiğnenerek ve yavaş yenilmelidir.
     Şeker ve şekerli besinlerin fazla miktarda tüketimi aşırı enerji alımının nedenidir ve vücut ağırlığının artmasına (şişmanlığa) ve besleyici değeri yüksek olan besinlerin tüketiminin de azalmasına neden olur. Bu nedenle bu tür besinlerin tüketimini azaltın. Bayramın vazgeçilmezleri tatlı ve çikolata tüketimine dikkat edin. Sütlü tatlılar ilk tercihiniz olsun.
       Besin tüketimi ile vücutta oluşan zararlı maddeleri atmak ve vücut ısı dengesini sağlamak amacıyla günde ortalama 2- 2,5 litre su içilmelidir. Bununla birlikte enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları gibi içecekler de tercih edilebilir.
      Yaşamın her döneminde olduğu gibi Kurban bayramında da sağlıklı beslenmenin temelini yeterli ve dengeli beslenme oluşturmaktadır. Yeterli ve dengeli beslenmek için dört temel besin grubunda yer alan besinlerden her öğünde ve yeterli miktarda tüketilmelidir.
Diyetisyen Emel ÇELİK
Obezite Birimi Sorumlusu

5 Ekim 2011

DÜZENLİ FİZİKSEL AKTİVİTE VE SAĞLIĞIMIZ

Küresel bir halk sağlığı problemi olan obezitenin nedenleri arasında yetersiz fiziksel aktivite önemli bir yer tutmaktadır. Günümüzde insanların televizyon ve bilgisayar karşısında uzun süre vakit geçirmesi gibi nedenlerden dolayı gün içerisinde harcadığı enerji miktarının azalması sonucunda obezite oluşmaktadır. Fiziksel hareket azlığı ve hareketsiz bir yaşam şekli, ağırlık artışına neden olarak kalp hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi birçok kronik hastalığın oluşma riskini arttırmaktadır. Bu nedenle sağlığın korunmasında ve geliştirilmesinde yeterli ve dengeli beslenme ile birlikte düzenli fiziksel aktivite de önemli bir yere sahiptir.

 Hangi Aktiviteler Fiziksel Aktivite Olarak Kabul Edilir?
Fiziksel aktivite günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen, kalp ve solunum hızını arttıran ve farklı şiddetlerde yorgunlukla sonuçlanan aktiviteler olarak tanımlanmaktadır. Yürümek, koşmak, sıçramak, yüzmek, bisiklete binmek, çömelmek–kalkmak, kol ve bacak hareketleri, baş ve gövde hareketleri gibi temel vücut hareketlerinin tümünü ya da bir kısmını içeren çeşitli spor dalları, dans, egzersiz, oyun ve gün içerisindeki aktiviteler fiziksel aktivite olarak kabul edilebilirler.

Düzenli Fiziksel Aktivitenin Sağlık Üzerine Etkileri Nelerdir?
Düzenli fiziksel aktivitenin bedensel sağlığımız, ruhsal ve sosyal sağlığımız ve gelecekteki yaşantımız üzerine olan etkileri bulunmaktadır. Fiziksel aktivitenin, istenen ve beklenen etkilerinin açığa çıkabilmesi fiziksel aktivitenin düzenli olarak yapılması, devamlılık, uygun yoğunluk seçimi, günlük süre, ilerleyici program gibi bazı faktörlere bağlıdır. Düzenli fiziksel aktivitenin sağlık üzerine etkilerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

  • Kilo kontrolüne yardım eder.
  • Kas kasılması ve aktivitenin etkisiyle kemik mineral yoğunluğunu korur ve osteoporozu (kemik erimesi) önler.
  • Yüksek kan kolesterol ve trigliserit düzeyini etkileyerek damar hastalıkları riskini azaltır.
  • Kalbi güçlendirerek kalbe olan kan akışını arttırır ve kalp krizi geçirme riskini azaltır. Ayrıca geçirilmiş kalp krizleriyle başa çıkma oranını arttırır.
  • Düzenli aktivite yapan bireyler sigara bağımlılığından kurtulma konusunda inaktif bireylerden daha başarılıdırlar.
  • Düzenli fiziksel aktivite insülin aktivitesinin kontrolünü sağlayarak şeker hastalığının ve kan şekerinin kontrolüne yardımcı olur.
  • Kadınlarda menopoza girme başlangıç yaşını geciktirir, menopozun olumsuz etkilerinin hafifletilmesinde yardımcıdır.
  • Kendini iyi hissetme ve mutluluk oluşturur.
  • Sağlıklı kas, kemik ve eklem yapısı üzerine olumlu etkileri nedeniyle vücut düzgünlüğü ve farkındalığını geliştirerek bedeni ile barışık, özgüvenli bireyler yaratır.
  • Olumlu düşünebilme ve stresle başa çıkabilme yeteneğini geliştirir.
  • Sağlıklı yaşlanmayı beraberinde getirerek bağımsız ve aktif yaşlı bireyler yaratır.
  • Olası ani ve sistemik hastalıklar nedeniyle ölüm riskini azaltır.
  • Kanser gelişim riskini azaltır ve kansere karşı koruma sağlar.
  • Aktif yaşayan bireylerde vücudun oksijen kullanma yeteneği arttığı için vücut direnci artar ve enfeksiyonlara karşı koruma gelişir.
  • Depresyon, anksiyete ile başa çıkma gücünü arttırır, bireylerin yaşamdan keyif almasını sağlar.
 Fiziksel Aktivite Seçiminde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Bireyler sağlığın korunması ve yaşam kalitesinin arttırılması için fiziksel aktivite seçerken kendilerine ait tüm koşulları değerlendirmelidirler. Bu nedenle;
  • Yaş,
  • Fiziksel çevre,
  • Fiziksel uygunluk,
  • Vücut ağırlığı,
  • Her ortam ve zamanda uygulanabilir, pratik olması,
  • İsteklilik, gönüllülük,
  • Ulaşılabilirlik,
  • Eğlenceli olması,
  • Bireysel gereksinimlere göre planlanmış olması,
  • Devamlılığa uygun olması ve
  • Ekonomik durum gibi etkenler göz önünde bulundurulmalıdır.
Neler Yapılmalı?
Fiziksel aktivitenin yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerinde sözü edilen olumlu etkilerinin görülebilmesi için, genellikle çocukluk ya da adölesan (genç erişkin) döneminden itibaren düzenli fiziksel aktivite yapılıyor olmasının önemi büyüktür. Toplumun farklı kesimlerinde fiziksel aktivite alışkanlığını değerlendirmek üzere yapılan bilimsel araştırma sonuçları, ülkemizde çocuklar, gençler ve yaşlılar arasında fiziksel aktivitenin henüz bir yaşam stili halini almadığını göstermektedir. Bu nedenle, toplum olarak, çocukluk çağından itibaren daha hareketli, aktif, düzenli egzersiz alışkanlığı edinilmesi konusunda özendirici ve cesaretlendirici olunmalıdır.
Ayrıca güvenli fiziksel aktivite programları için aşağıdakilere dikkat edilmelidir:
  • Fiziksel aktivite programları ısınma ve dinlenme periyotlarını içermelidir.
  • Egzersiz sürekli olmalı, yavaş yavaş artırılmalıdır.
  • Haftanın her günü aktif olunmalı, hafta sonu sporcusu olunmamalıdır.
  • Uygun giysi ve araç kullanılmalıdır.
  • Sevilen egzersizler yapılmalıdır.
  • Egzersize başlamadan önce veya uzun süre egzersiz yapılmadıysa sağlık muayenesi yaptırılmalıdır.
  • Vücuttan gelen uyarılara dikkat edilmeli, kalp atım hızında artış, göğüs, diş, ağız, boyun ve kollarda ağrı, baskı, baş dönmesi, hafif baş ağrısı, soğuk ter, şaşkınlık gibi belirtiler olduğunda hemen doktora başvurulmalıdır.
  • Sağlıklı vücut kompozisyonu için uygun enerji alımı ve sağlıklı diyet uygulanmalıdır.
Haftada 3-4 kez yapılan, 30-60 dakikalık orta şiddette fiziksel aktivite bile genellikle sağlığımız üzerinde olumlu etkileri açığa çıkarmaya yeterli olduğu unutulmamalıdır.


                                                                                                Dyt. Emel ÇELİK
Obezite Birimi Sorumlusu

27 Eylül 2011

Toplum Sağlığı Merkezinde Çalışan Personellere Yönelik Obezite Eğitimleri

           Müdürlüğümüz Obezite Birimi tarafından "Obezite ve Sağlıklı Beslenme" ve "Türkiye Obezite İle Mücadele ve Kontrol Programı" konularında İlimiz Toplum Sağlığı Merkezlerinde çalışan sağlık personellerine yönelik bir eğitim programı hazırlanmıştır.

           Söz konusu eğitimlerde Obezite Birimi Sorumlusu Diyetisyen Emel ÇELİK tarafından Obezite ve Türkiye Obezite İle Mücadele ve Kontrol Programı hakkında bilgi veren bir sunum yapılmıştır. Obezite biriminde görevli Ebe Diclehan GÜLERSOY'un da görevli olduğu eğitimde, eğitime katılan personellere "Yeterli ve Dengeli Beslenme", "Obezite" ve "Fiziksel Aktivite ve Sağlığımız" konulu broşürler ve BKİ çarkları dağıtılmıştır. Eğitim sonunda katılımcıların soruları cevaplandırılmıştır.

................EĞİTİMLERDEN GÖRÜNTÜLER..........

YEŞİLYURT TSM (26.09.2011)



SULUSARAY TSM (26.09.2011)





ARTOVA TSM (28.09.2011)










TURHAL TSM (29.09.2011)




PAZAR TSM (29.09.2011)



ZİLE TSM (03.10.2011)






ALMUS TSM (04.10.2011)








BAŞÇİFTLİK TSM (05.10.2011)


REŞADİYE TSM (05.10.2011)





NİKSAR TSM (06.10.2011)






ERBAA TSM (06.10.2011)




                                                           10.10.2011 MERKEZ TSM

 








16 Ağustos 2011

RAMAZAN BAYRAMINDA SAĞLIKLI BESLENME

        Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişilerin beslenme düzenlerinde ve alışkanlıklarında bir takım değişiklikler görülmektedir. Bayramda da normal yeme düzenine geçildiğinde kişilerde fazla miktarda yemek yeme, kalori içeriği ve yağ oranı yüksek yiyeceklere yönelme gibi yanlış yeme davranışları sonucunda hazımsızlık, mide bulantısı gibi mide ve barsak problemleri yaşanmaktadır. Özellikle bayramların vazgeçilmezleri şeker, çikolata, şerbetli hamur tatlıları gibi yiyeceklerin fazla tüketilmesi sonucunda da çeşitli rahatsızlıklar oluşmaktadır. Ramazan bayramında ve sonrasında bu tarz sıkıntıların yaşanmaması için sağlıklı beslenme önerileri aşağıda belirtilmiştir:
Yeterli ve Dengeli Beslenme Sağlığın Temelidir.
Yaşamın her döneminde olduğu gibi bayramda ve sonrasında sağlıklı beslenmenin temelini yeterli ve dengeli beslenme oluşturmaktadır. Yeterli ve dengeli beslenmek için dört temel besin grubunda yer alan besinlerden her öğünde ve yeterli miktarda tüketilmelidir. Besin gruplarımız ve grupta yer alan besinlerimiz şunlardır:
1. Süt Grubu: Süt, yoğurt, peynir, çökelek ve süt ile yapılan tatlılar.
2. Et-Yumurta-Kurubaklagil Grubu: Et, tavuk, balık, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek ve ceviz, fındık, fıstık gibi yağlı tohumlar.
3. Sebze ve Meyve Grubu: Tüm sebze ve meyveler.
4. Ekmek ve Tahıl Grubu: Buğday, pirinç, mısır, çavdar, yulaf vb. gibi tahıl taneleri, ve bunlardan yapılan un, bulgur, yarma, gevrek vb. ürünler.
  Günlük Öğün Sayınızı Artırın.
Metabolizmanın düzenli çalışması için günlük öğün sayısı en az 3 ana ve 2 ara öğün olacak şekilde düzenlenmeli ve öğün atlanılmamalıdır. Ara öğünlerde meyve, ayran, yoğurt, peynir, kepekli ekmek tercih edilebilir.

Güne Hafif Bir Kahvaltıyla Başlayın.
Öğünler içinde en önemlisi sabah kahvaltısıdır. Bu nedenle güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalıdır. Kahvaltıda protein yönünden zengin süt, yumurta, peynir; vitaminlerden zengin meyve ve sebzeler tercih edilebileceği gibi kahvaltılık tahıl ürünleri de (mısır gevreği, yulaf ezmesi vb.) tüketilebilir. Ancak bu besinlerin yanında mutlaka süt, sebze ve meyveye yer verilmelidir. Vücut ağırlığınız fazla değilse kahvaltınızda bal, reçel, pekmez gibi yiyeceklere de yer verebilirsiniz. Yemekle birlikte içilen çay ve kahve besinlerde bulunan yararlı maddelerin kullanımını azaltmaktadır. Bu nedenle çay ve kahve yemekten 1 saat önce ya da sonra içilmelidir. Kahvaltıda da içecek olarak çay yerine taze meyve suyu veya süt tercih edilebilir ya da çay tüketilecekse açık ve limonlu olmasına dikkat edilmelidir.

Çok Hızlı Yemek Yemekten Kaçının.
Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yenildiğinde gereğinden fazla miktarda besin tüketilmiş olur ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar. Bu nedenle besinler küçük lokmalar halinde, iyi çiğnenerek ve yavaş yenilmelidir.

Sıvı Tüketiminizi Artırın.
Su beslenmenin en önemli parçasıdır. Su tüketimi, havaların sıcak olması sonucu daha da bir önem kazanmaktadır. Bayramda ve bayram sonrasında da sıvı tüketiminize önem verilmelidir. Besin tüketimi ile vücutta oluşan zararlı maddeleri atmak ve vücut ısı dengesini sağlamak amacıyla günde ortalama 2- 2,5 litre su içilmelidir. Bununla birlikte enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları gibi içecekler de tercih edilebilir.

Tatlı Tüketiminize ve Tercihinize Dikkat Edin.
Şeker ve şekerli besinlerin fazla miktarda tüketimi aşırı enerji alımının nedenidir ve vücut ağırlığının artmasına (şişmanlığa) ve besleyici değeri yüksek olan besinlerin tüketiminin de azalmasına neden olur. Bu nedenle bu tür besinlerin tüketimini azaltın. Bayramın vazgeçilmezleri tatlı ve çikolata tüketimine dikkat edin. Sütlü tatlılar ilk tercihiniz olsun.

Yaşamınızda Düzenli Fiziksel Aktiviteye Yer Verin.
Sağlığın korunması ve geliştirilmesinde düzenli fiziksel aktivite de çok önemlidir. Fiziksel aktivite azlığı ağırlık artışına neden olarak kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi bir çok kronik hastalığın oluşma riskini artırmaktadır. Bu nedenle fiziksel aktivite yaşamınızın bir parçası olmalı ve her gün hayatınızda düzenli fiziksel aktiviteye yer vermelisiniz.

Besin Satın Alırken Etiket Okuyun.
Ürün satın alırken son kullanma tarihinin geçmemiş olmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca verilen üretim izninin bulunmasına, ambalajının bozulmamış ve yırtılmamış olmasına dikkat edin.



Diyetisyen Emel ÇELİK
Obezite Birimi Sorumlusu