5 Ekim 2011

DÜZENLİ FİZİKSEL AKTİVİTE VE SAĞLIĞIMIZ

Küresel bir halk sağlığı problemi olan obezitenin nedenleri arasında yetersiz fiziksel aktivite önemli bir yer tutmaktadır. Günümüzde insanların televizyon ve bilgisayar karşısında uzun süre vakit geçirmesi gibi nedenlerden dolayı gün içerisinde harcadığı enerji miktarının azalması sonucunda obezite oluşmaktadır. Fiziksel hareket azlığı ve hareketsiz bir yaşam şekli, ağırlık artışına neden olarak kalp hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi birçok kronik hastalığın oluşma riskini arttırmaktadır. Bu nedenle sağlığın korunmasında ve geliştirilmesinde yeterli ve dengeli beslenme ile birlikte düzenli fiziksel aktivite de önemli bir yere sahiptir.

 Hangi Aktiviteler Fiziksel Aktivite Olarak Kabul Edilir?
Fiziksel aktivite günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen, kalp ve solunum hızını arttıran ve farklı şiddetlerde yorgunlukla sonuçlanan aktiviteler olarak tanımlanmaktadır. Yürümek, koşmak, sıçramak, yüzmek, bisiklete binmek, çömelmek–kalkmak, kol ve bacak hareketleri, baş ve gövde hareketleri gibi temel vücut hareketlerinin tümünü ya da bir kısmını içeren çeşitli spor dalları, dans, egzersiz, oyun ve gün içerisindeki aktiviteler fiziksel aktivite olarak kabul edilebilirler.

Düzenli Fiziksel Aktivitenin Sağlık Üzerine Etkileri Nelerdir?
Düzenli fiziksel aktivitenin bedensel sağlığımız, ruhsal ve sosyal sağlığımız ve gelecekteki yaşantımız üzerine olan etkileri bulunmaktadır. Fiziksel aktivitenin, istenen ve beklenen etkilerinin açığa çıkabilmesi fiziksel aktivitenin düzenli olarak yapılması, devamlılık, uygun yoğunluk seçimi, günlük süre, ilerleyici program gibi bazı faktörlere bağlıdır. Düzenli fiziksel aktivitenin sağlık üzerine etkilerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

  • Kilo kontrolüne yardım eder.
  • Kas kasılması ve aktivitenin etkisiyle kemik mineral yoğunluğunu korur ve osteoporozu (kemik erimesi) önler.
  • Yüksek kan kolesterol ve trigliserit düzeyini etkileyerek damar hastalıkları riskini azaltır.
  • Kalbi güçlendirerek kalbe olan kan akışını arttırır ve kalp krizi geçirme riskini azaltır. Ayrıca geçirilmiş kalp krizleriyle başa çıkma oranını arttırır.
  • Düzenli aktivite yapan bireyler sigara bağımlılığından kurtulma konusunda inaktif bireylerden daha başarılıdırlar.
  • Düzenli fiziksel aktivite insülin aktivitesinin kontrolünü sağlayarak şeker hastalığının ve kan şekerinin kontrolüne yardımcı olur.
  • Kadınlarda menopoza girme başlangıç yaşını geciktirir, menopozun olumsuz etkilerinin hafifletilmesinde yardımcıdır.
  • Kendini iyi hissetme ve mutluluk oluşturur.
  • Sağlıklı kas, kemik ve eklem yapısı üzerine olumlu etkileri nedeniyle vücut düzgünlüğü ve farkındalığını geliştirerek bedeni ile barışık, özgüvenli bireyler yaratır.
  • Olumlu düşünebilme ve stresle başa çıkabilme yeteneğini geliştirir.
  • Sağlıklı yaşlanmayı beraberinde getirerek bağımsız ve aktif yaşlı bireyler yaratır.
  • Olası ani ve sistemik hastalıklar nedeniyle ölüm riskini azaltır.
  • Kanser gelişim riskini azaltır ve kansere karşı koruma sağlar.
  • Aktif yaşayan bireylerde vücudun oksijen kullanma yeteneği arttığı için vücut direnci artar ve enfeksiyonlara karşı koruma gelişir.
  • Depresyon, anksiyete ile başa çıkma gücünü arttırır, bireylerin yaşamdan keyif almasını sağlar.
 Fiziksel Aktivite Seçiminde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Bireyler sağlığın korunması ve yaşam kalitesinin arttırılması için fiziksel aktivite seçerken kendilerine ait tüm koşulları değerlendirmelidirler. Bu nedenle;
  • Yaş,
  • Fiziksel çevre,
  • Fiziksel uygunluk,
  • Vücut ağırlığı,
  • Her ortam ve zamanda uygulanabilir, pratik olması,
  • İsteklilik, gönüllülük,
  • Ulaşılabilirlik,
  • Eğlenceli olması,
  • Bireysel gereksinimlere göre planlanmış olması,
  • Devamlılığa uygun olması ve
  • Ekonomik durum gibi etkenler göz önünde bulundurulmalıdır.
Neler Yapılmalı?
Fiziksel aktivitenin yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerinde sözü edilen olumlu etkilerinin görülebilmesi için, genellikle çocukluk ya da adölesan (genç erişkin) döneminden itibaren düzenli fiziksel aktivite yapılıyor olmasının önemi büyüktür. Toplumun farklı kesimlerinde fiziksel aktivite alışkanlığını değerlendirmek üzere yapılan bilimsel araştırma sonuçları, ülkemizde çocuklar, gençler ve yaşlılar arasında fiziksel aktivitenin henüz bir yaşam stili halini almadığını göstermektedir. Bu nedenle, toplum olarak, çocukluk çağından itibaren daha hareketli, aktif, düzenli egzersiz alışkanlığı edinilmesi konusunda özendirici ve cesaretlendirici olunmalıdır.
Ayrıca güvenli fiziksel aktivite programları için aşağıdakilere dikkat edilmelidir:
  • Fiziksel aktivite programları ısınma ve dinlenme periyotlarını içermelidir.
  • Egzersiz sürekli olmalı, yavaş yavaş artırılmalıdır.
  • Haftanın her günü aktif olunmalı, hafta sonu sporcusu olunmamalıdır.
  • Uygun giysi ve araç kullanılmalıdır.
  • Sevilen egzersizler yapılmalıdır.
  • Egzersize başlamadan önce veya uzun süre egzersiz yapılmadıysa sağlık muayenesi yaptırılmalıdır.
  • Vücuttan gelen uyarılara dikkat edilmeli, kalp atım hızında artış, göğüs, diş, ağız, boyun ve kollarda ağrı, baskı, baş dönmesi, hafif baş ağrısı, soğuk ter, şaşkınlık gibi belirtiler olduğunda hemen doktora başvurulmalıdır.
  • Sağlıklı vücut kompozisyonu için uygun enerji alımı ve sağlıklı diyet uygulanmalıdır.
Haftada 3-4 kez yapılan, 30-60 dakikalık orta şiddette fiziksel aktivite bile genellikle sağlığımız üzerinde olumlu etkileri açığa çıkarmaya yeterli olduğu unutulmamalıdır.


                                                                                                Dyt. Emel ÇELİK
Obezite Birimi Sorumlusu

27 Eylül 2011

Toplum Sağlığı Merkezinde Çalışan Personellere Yönelik Obezite Eğitimleri

           Müdürlüğümüz Obezite Birimi tarafından "Obezite ve Sağlıklı Beslenme" ve "Türkiye Obezite İle Mücadele ve Kontrol Programı" konularında İlimiz Toplum Sağlığı Merkezlerinde çalışan sağlık personellerine yönelik bir eğitim programı hazırlanmıştır.

           Söz konusu eğitimlerde Obezite Birimi Sorumlusu Diyetisyen Emel ÇELİK tarafından Obezite ve Türkiye Obezite İle Mücadele ve Kontrol Programı hakkında bilgi veren bir sunum yapılmıştır. Obezite biriminde görevli Ebe Diclehan GÜLERSOY'un da görevli olduğu eğitimde, eğitime katılan personellere "Yeterli ve Dengeli Beslenme", "Obezite" ve "Fiziksel Aktivite ve Sağlığımız" konulu broşürler ve BKİ çarkları dağıtılmıştır. Eğitim sonunda katılımcıların soruları cevaplandırılmıştır.

................EĞİTİMLERDEN GÖRÜNTÜLER..........

YEŞİLYURT TSM (26.09.2011)



SULUSARAY TSM (26.09.2011)





ARTOVA TSM (28.09.2011)










TURHAL TSM (29.09.2011)




PAZAR TSM (29.09.2011)



ZİLE TSM (03.10.2011)






ALMUS TSM (04.10.2011)








BAŞÇİFTLİK TSM (05.10.2011)


REŞADİYE TSM (05.10.2011)





NİKSAR TSM (06.10.2011)






ERBAA TSM (06.10.2011)




                                                           10.10.2011 MERKEZ TSM

 








16 Ağustos 2011

RAMAZAN BAYRAMINDA SAĞLIKLI BESLENME

        Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişilerin beslenme düzenlerinde ve alışkanlıklarında bir takım değişiklikler görülmektedir. Bayramda da normal yeme düzenine geçildiğinde kişilerde fazla miktarda yemek yeme, kalori içeriği ve yağ oranı yüksek yiyeceklere yönelme gibi yanlış yeme davranışları sonucunda hazımsızlık, mide bulantısı gibi mide ve barsak problemleri yaşanmaktadır. Özellikle bayramların vazgeçilmezleri şeker, çikolata, şerbetli hamur tatlıları gibi yiyeceklerin fazla tüketilmesi sonucunda da çeşitli rahatsızlıklar oluşmaktadır. Ramazan bayramında ve sonrasında bu tarz sıkıntıların yaşanmaması için sağlıklı beslenme önerileri aşağıda belirtilmiştir:
Yeterli ve Dengeli Beslenme Sağlığın Temelidir.
Yaşamın her döneminde olduğu gibi bayramda ve sonrasında sağlıklı beslenmenin temelini yeterli ve dengeli beslenme oluşturmaktadır. Yeterli ve dengeli beslenmek için dört temel besin grubunda yer alan besinlerden her öğünde ve yeterli miktarda tüketilmelidir. Besin gruplarımız ve grupta yer alan besinlerimiz şunlardır:
1. Süt Grubu: Süt, yoğurt, peynir, çökelek ve süt ile yapılan tatlılar.
2. Et-Yumurta-Kurubaklagil Grubu: Et, tavuk, balık, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek ve ceviz, fındık, fıstık gibi yağlı tohumlar.
3. Sebze ve Meyve Grubu: Tüm sebze ve meyveler.
4. Ekmek ve Tahıl Grubu: Buğday, pirinç, mısır, çavdar, yulaf vb. gibi tahıl taneleri, ve bunlardan yapılan un, bulgur, yarma, gevrek vb. ürünler.
  Günlük Öğün Sayınızı Artırın.
Metabolizmanın düzenli çalışması için günlük öğün sayısı en az 3 ana ve 2 ara öğün olacak şekilde düzenlenmeli ve öğün atlanılmamalıdır. Ara öğünlerde meyve, ayran, yoğurt, peynir, kepekli ekmek tercih edilebilir.

Güne Hafif Bir Kahvaltıyla Başlayın.
Öğünler içinde en önemlisi sabah kahvaltısıdır. Bu nedenle güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalıdır. Kahvaltıda protein yönünden zengin süt, yumurta, peynir; vitaminlerden zengin meyve ve sebzeler tercih edilebileceği gibi kahvaltılık tahıl ürünleri de (mısır gevreği, yulaf ezmesi vb.) tüketilebilir. Ancak bu besinlerin yanında mutlaka süt, sebze ve meyveye yer verilmelidir. Vücut ağırlığınız fazla değilse kahvaltınızda bal, reçel, pekmez gibi yiyeceklere de yer verebilirsiniz. Yemekle birlikte içilen çay ve kahve besinlerde bulunan yararlı maddelerin kullanımını azaltmaktadır. Bu nedenle çay ve kahve yemekten 1 saat önce ya da sonra içilmelidir. Kahvaltıda da içecek olarak çay yerine taze meyve suyu veya süt tercih edilebilir ya da çay tüketilecekse açık ve limonlu olmasına dikkat edilmelidir.

Çok Hızlı Yemek Yemekten Kaçının.
Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yenildiğinde gereğinden fazla miktarda besin tüketilmiş olur ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar. Bu nedenle besinler küçük lokmalar halinde, iyi çiğnenerek ve yavaş yenilmelidir.

Sıvı Tüketiminizi Artırın.
Su beslenmenin en önemli parçasıdır. Su tüketimi, havaların sıcak olması sonucu daha da bir önem kazanmaktadır. Bayramda ve bayram sonrasında da sıvı tüketiminize önem verilmelidir. Besin tüketimi ile vücutta oluşan zararlı maddeleri atmak ve vücut ısı dengesini sağlamak amacıyla günde ortalama 2- 2,5 litre su içilmelidir. Bununla birlikte enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları gibi içecekler de tercih edilebilir.

Tatlı Tüketiminize ve Tercihinize Dikkat Edin.
Şeker ve şekerli besinlerin fazla miktarda tüketimi aşırı enerji alımının nedenidir ve vücut ağırlığının artmasına (şişmanlığa) ve besleyici değeri yüksek olan besinlerin tüketiminin de azalmasına neden olur. Bu nedenle bu tür besinlerin tüketimini azaltın. Bayramın vazgeçilmezleri tatlı ve çikolata tüketimine dikkat edin. Sütlü tatlılar ilk tercihiniz olsun.

Yaşamınızda Düzenli Fiziksel Aktiviteye Yer Verin.
Sağlığın korunması ve geliştirilmesinde düzenli fiziksel aktivite de çok önemlidir. Fiziksel aktivite azlığı ağırlık artışına neden olarak kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi bir çok kronik hastalığın oluşma riskini artırmaktadır. Bu nedenle fiziksel aktivite yaşamınızın bir parçası olmalı ve her gün hayatınızda düzenli fiziksel aktiviteye yer vermelisiniz.

Besin Satın Alırken Etiket Okuyun.
Ürün satın alırken son kullanma tarihinin geçmemiş olmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca verilen üretim izninin bulunmasına, ambalajının bozulmamış ve yırtılmamış olmasına dikkat edin.



Diyetisyen Emel ÇELİK
Obezite Birimi Sorumlusu

31 Temmuz 2011

RAMAZANDA SAĞLIKLI BESLENME

Sağlığın korunması için yeterli ve dengeli beslenmek son derece önemlidir. Ramazan ayında kişilerin beslenme alışkanlıklarında ve besin tercihlerinde değişiklikler görülmesi nedeniyle bu önem biraz daha artmaktadır.
Ramazan ayında bireyler kabızlık, reflü (mide içinde bulunan yemek ve asitin yemek borusu içine doğru geri kaçması), uyku hali, dikkatsizlik, kan şekeri düşüklüğü, baş dönmesi, baş ağrısı ve kilo artışı gibi sıkıntılar yaşamaktadır. Tüm bu sıkıntıların ortaya çıkmaması için sağlıklı beslenme önerilerine dikkat edilmelidir:
Yeterli ve Dengeli Beslenmeye Devam Edin…
Ramazan ayında oruç tutan bireyler, sağlığın korunması açısından yaşamın diğer dönemlerinde olduğu gibi yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermelidirler. Yeterli ve dengeli beslenmek için dört temel besin grubunda bulunan besinlerden (Süt grubu, et-yumurta-kurubaklagil grubu, sebze ve meyve grubu, ekmek ve tahıl grubu) her öğünde ve yeterli miktarda tüketilmesi gerekir.
Mutlaka Sahura Kalkın…
Ramazan ayında sahura kalkmadan gece yiyerek oruç tutulmamalıdır. Çünkü sahura kalkılmadığında açlık süresi uzamakta ve gün içerisinde açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine neden olmaktadır. Yine sahurda tüketilen yiyeceklerin seçimi de önemli bir konudur. Eğer sahurda tüketilen yiyecekler ağır yemeklerden oluşursa, gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır.
Bu nedenle sahurda doygunluğun daha uzun süre devam etmesini sağlayan protein içeriği yüksek besinler (peynir, süt, yoğurt, yumurta gibi) tercih edilmelidir. Sahur kahvaltı şeklinde bir öğün olabileceği gibi çorba, zeytinyağlı sebze ve kurubaklagil yemeklerinden oluşan bir öğün de tercih edilebilir.
Sıvı Tüketimi Önemli
Su beslenmenin en önemli parçasıdır. Su tüketimi, havaların sıcak olması sonucu daha da bir önem kazanmaktadır. Ramazan ayında da sıvı ihtiyacının mutlaka karşılanması gerekmektedir. Besin tüketimi ile vücutta oluşan zararlı maddeleri atmak ve vücut ısı dengesini sağlamak amacıyla günde ortalama 2- 2,5 litre su içilmelidir. Bununla birlikte enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları gibi içecekler de tercih edilebilir.
Sahur, İftar ve 2 Ara Öğün...
Ramazan ayında tüketilen öğün sayısı ikiye, sahura kalkmayanlar için 1’e düşmektedir. Sağlıklı beslenmek için Ramazan ayında öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara öğün şeklinde düzenlenmelidir.
Çok Hızlı Yemek Yemekten Kaçının…
Oruç tutanlar bireylerde kan şekeri çok düşük olduğundan iftar öğününde kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmakta, çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketilmektedir. Oysa ki beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yenildiğinde gereğinden fazla miktarda besin tüketilmiş olur ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar. Bu nedenle besinler küçük lokmalar halinde, iyi çiğnenerek ve yavaş yenilmelidir.
İftarda Yemeğe 5-10 Dakika Ara…
Uzun bir açlığın ardından oruç açmak için kuru hurma, kuru kayısı gibi kuru meyveler tercih edilebilir. İftarda yemeğe 1 kase çorba veya peynir, zeytin, domates gibi kahvaltılıklar ile başlanılmalı, 5 - 10 dakika kadar yemeğe ara verilmelidir. Bu kısa aradan sonra az yağlı etli veya etsiz sebze yemekleri, kurubaklagil yemekleri, pilav, makarna, yoğurt, ayran, cacık, salata gibi yiyeceklerle devam edilebilir. Pilav, makarna, hamur işleri az porsiyonlarda ve ekmek yerine yenilmelidir. İftarda soslu, yağda kızartılmış, kremalı besinler tercih edilmemelidir.
Kabızlığı Önlemek İçin…
Ramazan ayındaki uzun süreli açlıklar kabızlık sorununun artmasına neden olmaktadır.  Bu nedenle kabızlığı önlemek için posa içeriği yüksek olan kurubaklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek vb.), kepekli tahıllar (esmer ekmek, kepekli pirinç - makarna - erişte - un), sebze ve meyveler tercih edilmelidir. Soyulmadan yenilebilen sebze ve meyveler mümkünse kabuklarıyla tüketilmelidir. Kabızlık sorunu yaşamamak için su tüketimi de son derece önemlidir.
İftardan Sonra Fiziksel Aktivite...
Sağlığın korunması ve geliştirilmesinde düzenli fiziksel aktivite de çok önemlidir. Ramazan ayında zamanın daha çabuk geçmesi için geç saatlere kadar uyunması, her türlü aktiviteden kaçınılması sonucu fiziksel aktivite azalmakta ve metabolizma daha da yavaşlamaktadır. Bu nedenle ramazan ayında da yaşamda günlük fiziksel aktiviteye yer verilmelidir. İftardan sonra yapılan kısa mesafeli yürüyüşler hem kabızlığın önlenmesine hem de sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır.
Oruç Tutmak Kilo Verme Yöntemi Değildir…
Kilo problemi olan bazı bireyler oruç tutmayı kilo verme yöntemi olarak görmektedir. Ancak metabolizma hızının yavaşlaması, hareket azlığı ve kan şekeri düşüşüne bağlı olarak yanlış besin seçimleri, fazla ve hızlı yemek yenilmesi genellikle bu dönemde ağırlık artışına neden olmaktadır.
Tatlı Seçimine Dikkat…
İftar yemeğinden 1 saat sonra tatlı tercih edilebilir. Tatlı seçiminde ağır şerbetli veya hamur işi tatlılar (lokma, tulumba, baklava gibi) yerine; kuru meyveler veya sütlü, meyveli hafif tatlılar (güllaç, sütlaç, puding, komposto, hoşaf gibi) tercih edilmelidir. Ancak tatlı yerine mevsim meyvelerinin tüketilmesi daha sağlıklı bir seçim olacaktır.
Diyetisyen Emel ÇELİK
Obezite Birimi Sorumlusu


13 Temmuz 2011

BAYINDIRLIK VE İSKAN MÜDÜRLÜĞÜ PERSONELİNE OBEZİTE EĞİTİMİ DÜZENLENDİ...

13 Temmuz 2011 tarihinde Obezite Birimi Sorumlusu Diyetisyen Emel ÇELİK tarafından Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü personeline Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü Toplantı salonunda "Obezite ve Sağlıklı Beslenme" konulu eğitim verildi.


Eğitime katılan katılımcılara BKİ çarkları ve obezite ve fiziksel aktivite konulu broşürler dağıtıldı. Eğitim sonunda katılımcıların obezite ve beslenme ile ilgili sorulurı cevapnladırılarak eğitime son verildi.


12 Temmuz 2011

SAĞLIK STANDI ANKETİ SONUÇLARI...

İlimiz Cumhuriyet Meydanında 17 Mayıs 2011 tarihinde Müdürlüğümüz Obezite Birimi tarafından sağlık standı açılmış ve boy, kilo, şeker ve tansiyon ölçümleri yapılmıştır. Ölçümleri yapılan vatandaşlara beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktiviteleri ile ilgili kısa bir anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Standa gelen kişilerin önce boy-kilo ölçümleri yapılmış, daha sonra anket uygulaması gerçekleştirilmiştir.

Anket uygulamasına 11’i kadın ve 92’si erkek olmak üzere toplam 103 kişi katılmıştır. Katılımcıların %34,0’ı 41-50, %38,8’i 51-60 yaş grubu içinde yer almaktadır ve çoğunluğu (%93,2) evlidir. Katılımcıların eğitim durumlarına baktığımızda %61,2’si ilkokul-ortaokul mezunu iken %3,9’u okur-yazar değildir. Ankete katılan kişilere meslekleri sorulduğunda %23,3’ü memur olduğunu ve %27,2’si serbest meslekle uğraştığını belirtmişlerdir.

Katılımcıların %23,3’ünün BKİ değerleri normal sınırlar içerisindeyken, %41,7’si fazla kilolu ve %31,1’i ise obez olarak saptanmıştır.

Anket uygulanan kişilerin çoğunluğu günde (%79,6) 3 ana öğün tüketmektedir. En çok atlanan ana öğünler sabah (%38,0) ve akşam yemeği (%38,0) olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların yarısı (%50,0) tek ara öğün tüketirken, %31,3’ü 2, %18,8’i 3 ara öğün tüketmektedir. Ara öğün tüketenlerin %38,5’i gece ara öğünü tüketmektedir.

Katılımcıların %57,3’ü kendini kilolu bulduğunu ve %52,4’ü kilo vermek istediklerini belirtmişlerdir. Kilo vermek isteyenlerin %68,5’i kilo vermek için hiçbir şey yapmazken, %14,8’i kilo vermek için sadece fiziksel aktivite yaptığını, %7,4’ü diyet ile birlikte fiziksel aktivite yaptığını, %9,3’ü ise sadece diyet uyguladığını ifade etmişlerdir. Ayrıca anket uygulanan kişilerin %68,5'i kilo vermek için hiçbirşey yapmadıklarını belirtmişlerdir.

Anket uygulanan katılımcıların %11,7’si diyet uyguladıklarını ve bunların %41,7’sinin diyeti kendilerinin uyguladıklarını, %33,3’ünün doktordan, %25,0’ının ise diyetisyenden yardım aldıklarını belirtmişlerdir

4 Temmuz 2011

TOKAT YETERLİ VE DENGELİ BESLENME VE HAREKETLİ YAŞAM KURULU TOPLANDI

İlimiz Yeterli ve Dengeli Beslenme ve Hareketli Yaşam Kurulu Bakanlığımız 05.05.2011 tarih ve 15320 sayılı yazılarına istinaden revize edilmiş, 29.06.2011 günü saat 14.00’da Vali Yardımcısı Hacı Mehmet KARA başkanlığında Valilik Toplantı Salonunda toplanmıştır.


Toplantıya  Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Zeynel KALLİ, Eğitim Şube Müdürü Murat ALKAN, Toplum Sağlığı Sorumlu Hekimi Y. Emre BULUT, Obezite Birim Sorumlusu Dyt. Emel ÇELİK, Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünden Müdür Yardımcısı Mehmet ŞAHİN, İl Tarım Müdürlüğünden Müdür Yardımcısı Mustafa GÜZEL, İl Müftülüğünden Şube Müdürü Yaşar ÖZDEMİR, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Sebahattin CANSIZ, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden Müdür Yardımcısı Güngör YÜCE, GOP Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalından Dr. Ramazan TETİKÇOK katılmıştır.
Kurul üyelerine Obezite Birim Sorumlusu Diyetisyen Emel ÇELİK tarafından “Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı” ve İlimizde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir.

Sunum sonrası  obezite ile mücadele amaçlı aşağıdaki kararlar alınmıştır:

  1. İlimiz Merkez ve İlçelerindeki devlet hastanelerinde ve üniversite hastanesinde “Obezite Polikliniği”nin açılmasına (Üniversite Hastanesi, Devlet Hastaneleri),
  1. Okul kantincilerine ve pansiyondaki aşçılara yönelik “Beslenme, Obezite ve Hijyen” konulu eğitimlerin düzenlenmesine ( İl Sağlık Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü)
  1. Kurumlarda ve okullardaki obezite prevalansının saptanması için gerekli çalışmaların planlanmasına ( İl Sağlık Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü, İlgili kurumlar),
  1. Kuran Kurslarındaki kursiyerlere yönelik eğitimlerin devam edilmesine (İl Sağlık Müdürlüğü, İl Müftülüğü),
  1. İlköğretim ve ortaöğretim öğrenci, öğretmen ve velilerine yönelik eğitimlerin planlanmasına ( İl Sağlık Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü),
  1. Yıllık çalışma programının hazırlanması için ilgili kurumlarla işbirliği yapılmasına,
Alınan kararların ilgili kurum ve kuruluşlara tebliğ edilmesine,

Oy çokluğu ile karar verildi.